Evdeki ilk günlerimiz, temizlik ve temel ihtiyaçların tamamlanması ile geçti. Salı günü yatak ve çamaşır makinası geldi, Çarşamba ise IKEA stili basit sallanan koltuklarımız :) Ozii Perşembe günü ile birlikte işe düzenli gitmeye başladı ve ben hastalık dışında hayatımda ilk defa 2 gün boyunca evden hiç çıkmadım. Bunun iki nedeni vardı; havanın birden çok soğuması (0 derecelere yaklaştı) ve evde olmaktan zevk almam. Arkadaşlardan geçici aldığımız masayı bahçeye bakan cama yaklaştırdık ve koltukları da aynı şekilde bahçeye bakacak şekilde yerleştirdik. Her şekilde nereye oturursam oturayım yeşile bakıyorum ve içim açılıyor. Evde şimdilik televizyon yok. Bütün gün 94,6 frekanslı henüz adını öğrenmediğim radyoyu dinliyorum. Sürekli 70'ler çalıyor. Bir sürü yeni grup öğrendim. Shazam sağolsun :) yoksa nerde, müzik aralarında spikerin grupla ilgili yaptığı yorumları anlayacağım. Tabii ki anlamak için kendimi kasıyorum ama bazen grubun ya da şarkının ismine dair bir kaç kelime yakalayabiliyorum aradan. Cumartesi gününü merkezde alışveriş yaparak geçirdik. Malum hava soğuk kalın kalın kazaklar, pantolonlar gerekli. İlk geldiğimizde de bakmıştık ama alamamıştık. Özellikle benim için pantolon bulmak epey zor oldu. Değişik memleket, uzun bel ve dar paça giyiyorlar. Bense drink bel ve boru ya da geniş paça arayışı içindeydim. Neyse birkaç hafta yazlık kot ile geçirince yüksek müksek birkaç pantalon alabildim kendime.
Bugün hava güneşli, bu satırları yazarken pencereden yansıyan güneş içimi ısıtıyor. Havayı güneşli görünce ilk işim çamaşır yıkamak oldu. Eee daha kurutma makinamız yok. Çamaşırları güneşli olunca hava, bahçeye asıyoruz. Çok değişik deneyimle bunlar :)
Yaklaşık bir saat önce , günlerden Pazar, sabah kahvaltımızı 12 gibi geç bir saatte yapıyorken, kapının çalması ile irkildik. Pazar günü kargo da olmaz, gelenin kim olduğuna dair en ufak fikrimiz yoktu. Kapıyı açtığımızda karşımızda iyi giyimli, orta yaşlı, çok şeker gözüken teyze ve amca vardı. Komşularımızmış. Çaprazdaki evde oturuyorlarmış. Ellerinde küçük bir mor saksı çiçeği, menekşegillerden ve bir de bizim için yazılmış süslü bir kart vardı. Bize hoşgeldin demek istemişler. Çok şaşırdık, en baştan beri bize Türkiye'deki komşuluğu, insanlığı aratmayacak bir çok iyi ve yardımsever insan ile tanışmıştık ve bu şekilde komşuların hoş geldin demesi de başka bir güzellik oldu.
Hava güneşli, sevimli komşular. Bugün ruh halim iyi.
Evden ve bahçeden çektiğim birkaç fotoğraf ile günlüğümü bitirmek istiyorum.
 |
| Bahçemiz :) Karşıdaki küçük camlı yer sera. |
 |
| Arka bahçe ve Limon ağacı. Üzerindeki limonlara da dikkatinizi çekerim. En arkada da çamaşır asmak için yer var. |
 |
| Yan bahçedeki Palmiyeler :) |
 |
| Burası keyif alanı olacak. Ama daha kullanıma açmadık. Kahveye beklerim. |
 |
| Ozii, cam kenarı, bahçeye bakan masamızda çalışıyor. |
 |
| Salonun diğer kısmı. Buradan üstteki fotoğrafta bahsettiğim keyif alanına çıkılıyor. Buraya yemek masası gelecek . |
 |
| Sokak Kapımız |
 |
| İkea stili koltuklarımız. Eşyalarımız gelince bu koltukları işte o keyif alanına koyacağım. |
 |
| Harry Potter seyredip, şarap ve cider keyfi yapıyoruz :) Bu gece 5. bölümü izleyeceğiz, yuppi. |
 |
| Bu da bundan sonra hayatımızın vazgeçilmesi şemsiyelerimiz. Burada neredeyse hergün yağmur var. |
 |
| Kiralık eşyalardan oluşan yatak odamız. |
 |
| Komşularımızdan gelen çiçek ve Kart |
No comments:
Post a Comment